Hayatımız CSS

CSS’in yapısı iki ana kısımdan oluşur. Seçiciler(Selector) ve Bildirim Bloğu(Declaration Block). Bildirim Bloğuda iki ye ayrılır. Özellik(Property) ve Değer(Value).

 

Not

XML de Seçiciler HTML elementleri dışında yeni oluşturulan elementlerde olabilir.

Tüm HTML elementleri potansiyel Seçicilerdir. Seçiciler ismini de buradan alır, HTML seçilen element anlamındadır.

Bildirim bloğu süslü parantezle açılır ve kapanır. Bildirimler arasında ” ; ” noktalı virgül kullanılır. özellik ve değerler birbirinden
” : ” iki nokta üstüste ile ayrılır.

  1. h1 {font: medium Arial;}

şeklinde arada boşluk verilerekde bildirm yapılabilir. Burada ilki font’un boyutunu ikincisi ise font ismini gösterir. İleride bu konuya daha ayrıntılı gireceğiz. Ayrıca sadece font etiketine özel ” / ” kullanımı vardır örnek aşağıda:

  1. h1 {font: medium/120% Arial;}

Burada ” / ” Seçicinin font boyutunu ve satır yüksekliğini gösterir.

(font_boyutu/satir_yuksekliği)

Gruplama

Yukarıda hep bir Seçici’yi sadece bir HTML elementine atamayı gördük, Birden fazla HTML elementine de atama yapabilirz, buna gruplama denir. Gruplama Seçicilerde yapıldığı gibi Bildirmlerde de yapılabilir.

  1. p, h3 {font-family: Arial;}

 

Not

CSS2 ile birlikte Evrensel Seçici(universal selector) Seçiciler arasına katılmıştır,
” * ” ile gösterilir.

* {color: red;}

tüm elementleri kırmızı yapar. Bir anlamda gruplama yapar. Ayrıntılı bilgi için W3

Burada düküman içindeki paragraflarda(p) ve başlıklarda(h3) fontların Arial olacağını tek bildirim ile belirttik. Gruplama yapılan Seçicileri ayırmak için ” , ” virgül kullanılır. Sınırsız sayıda Seçici gruplanabilir. Gruplama tasarımcılara büyük kolaylıklar sağlar.

Bildirim’lerimizi de gruplayabiliriz, bununla ilgili yukarıda örnekler mevcut. Bir veya daha fazla Seçiciye bir den fazla bildirim ekleye biliriz.

  1. p, h3
  2. {
  3. font-family: Arial;
  4. font-size:2;
  5. font-weight: bold;
  6. }

Seçiciler ikiye ayrılır. Sınıf Seçicisi ve Id Seçicisi. CSS ile işlenmemiş bir dökümanda başlangıçta bir plan yaparak hangi içeriğin Sınıf Seçicisi hangi Seçicicinin Id Seçicisi olacağını planlamalıyız.

Sınıf Seçicisi(Class Selector)

Aynı HTML elementine farklı özellikler atamak için Sınıf Seçicisini kullanırız. Bir örnek verecek olursak; hazırlayacağımız dökümanda iki adet paragraf tanımlaması yapacağımızı planlıyoruz. Bunlardan biri sağa dayalı, diğeri ise ortalı olmasını istiyoruz

  1. p.sagadaya {text-align: right}
  2. p.ortala {text-align: center}

Bu Seçicileri sayfamızda uygulamak için;

  1. <p class="sagadaya">Aynı HTML elementine farklı özellikler atamak için Sınıf Seçicisini kullanırız.</p>
  2. <p class="ortala">Yukarıdaki bilgiyi dikkatlice okumalısınız</p>

Birde önemli bir tanımlama yapacağınızı düşünün, ancak sadece bir HTML elementine değilde istediğiniz sayıda HTML elementinde bunu kullanmak isterseniz;

  1. .ortala {text-align: center}

Bu tanımlamayı yaptıktan sonra istedğimiz her HTML elementine bu sınıfı uygulayabiliriz.

  1. <span class="ortala"> Burada birşeyler yazar </span>
  2. <p class="ortala">Burada da başka bişeyler yazar</p>

Çoklu sınıflar, birden fazla sınıfı bir HTML elementine uygulamak için kullanılır.

  1. <p class="onemli uyari">Ã?lkemizde meydana gelen trafik kazalarının yaklaşık % 90'ı insanların hataları sonucu eydana gelmektedir.</p>

Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi bir uyari Sınıfımız birde onemli Sınıfımız mevcut. Bazı metinlerin önemli uyarı olacağı düşüncesi ile böyle bir atama yapılabilir. Bunun için kullanıcığımız kod;

  1. .onemli {font-weight: bold;}
  2. .uyari {font-style: italic;}
  3. .onemli.uyari {background: silver;}

onemli metinler için kalın, uyari için italiktik atmalar yapıyoruz. Birde her ikisine birden de atama yapabiliyoruz. Dikkat ederseniz class=”onemli uyari” olarak atama yaparken CSS Seçicisinde .onemli.uyari şeklinde yazıyoruz.

Id Seçecileri

Id Seçicisi Sınıf Seçicisinden farklıdır. Sınıf Seçicisi sayfada birden fazla elemente atanırken Id Seçicisi sadece bir tane elemente atanır. Seçicisi adının başında # işareti olan Seçiciler Id Seçicisidir.

  1. #mavi
  2. {
  3. background:blue;
  4. }
  5. #kirmizi
  6. {
  7. background:red;
  8. }
  9. <p id="mavi">Bu yazının arkafon rengi mavi</p>
  10. <p id="kirmizi">Bu yazının arkafon rengi kırmızı</p>
Sınıf mı? Id mi?

Yukarıda Id Seçicisi için her nekadar da bir sayfada sadece bir defa kullanılır desekte tasarımcının sayfada bir çok yerde kullanmasına tarayıcılar ses çıkarmaz, yani hata mesajı vermez. Ancak Bu elementleri DOM scriptlerinde kullanırken Id atamasını bir kaç yerde yaptığımızda hata alacağızdır. Bu nedenle her nekadar tarayıcılar izin versede Id Seçicisini bir kez kullanmalıyız. Birden fazla kullanacağımız elementler için Sınıf Seçicisini kullanmalıyız.

Bu kodumuzu daha kullanışlı ve temiz yapacaktır.

Sınıf ve Id Seçicileri küçük-büyük harfe karşı duyarlıdır;

  1. p.onemliBilgi {font-weight: bold;}

ve kullanımıda;

  1. <p class="onemlibilgi">Uygulama olmaz .</p>

Yukarıdaki kod uygulanmayacaktır çünkü ” B ” bir yerde büyük birde küçük kullanılmıştır. Bazı eski tarayıcılar bu kuralın dışında kalabilir.

Yorumlar

Şaşırtma beni Karakartal,

Dün akşam  yorgun vaziyette kendimi yatağa attım. Gecenin bir saatinde kendime gelince biraz bakındım gazetelere. Vay be yılın en istikrarsız takımı olmayı sonuna kadar hakeden bir Başiktaşımız var. Gözünüzü seveyim, madem isteyince oluyor, bir daha 8 golü bir 90 dakkada yemeyin .Bu millet ikincisini kaldıramaz.

Yorumlar

Durumu kurtarmak

Bu sabah okuduğum bir habere göre PKK terör örgütünün iki elebaşı paketlenip bizimkilere teslim edilmiş. Hemen yaşa varol moduna geçmek yerine, nedense garip bir düşünce sardı benliğimi.  Kesin yine Almanya’dan bir ürün ithal edecez .Başka bişey gelmedi aklıma. Bizim güzide medyamızda , paketlendi aldık, PKK bitiyor diye başladı avacı çıktığı kadar bağırmaya . Aklı selim düşünen bir manşetçi yokmu bu medyanın içinde.

Veren niye verdi, alan nasil aldı, veren ülkenin elindeydi maden neden şimdiye kadar bizi uğraştırdı. Tabi sadece Almanya değil, diğer ülkeler de aynı durumda. Bu ülkeler elinde koz diye oynattıkları kanlı örgütü , bikaç gözden düşeni teslim edince  , yürü be, işte bu nidalarıyla karşılamak yerine, biz ne yaptık da onlar verdi, o zaman sürekli bir uğraş vermeli bu konuda diye düşünmemek niye. Durumu kurtarmak bizim kaderimiz gibi geliyor bana.

Yorumlar

Yorumsuz (3) - Alev ALATLI

[ERMENİ ARŞİVLERİNDEN]

Kürtler: Kişilik ve Adetleri-ar191603 / Mart, 1916 / Youel B. Mirza

‘On dokuzuncu yüzyılın son günlerinde, Kürtler, medeni dünyanın dikkatini Ermenilerin üzerine çullanarak ve onları katlederek çektiler. Batı dünyasındaki karmaşayı fırsat bilen Kürtler (ve Türkler) şimdi artık Ermeni ırkının kökünü kurutmak sorununu toptan halletmeye niyetli görünüyorlar.

Ermenilerin toptan katli, başlangıçta varsayıldığı gibi dinsel nefret sonucu değildir. Bu kıyımın baş nedeni ekonomik kıskançlıktır. Ermeniler tutumlu, çalışkan ve çoğunluk itibarıyla iyi-eğitimli insanlardır. Orient’in hemen bütününde halı sanayisi onların kontrolü altındadır. Komşularından daha iyi yaşar, daha iyi giyinirler. Böyle şeyler, her zaman sahte Kürt gururunu incitmiştir. Bu savaşta Kürtlerin Hıristiyan ırklarına yönelttikleri son saldırılar gözlemlenmiş ve basılarak yayımlanmıştır.

Bu makalenin amacı çok-iyi bilinen Ermeni kıyımlarını gözden geçirmek değil, Kürtlerin yaşadıkları yerlere ve kişiliklerinin tanımlayıcı özelliklerine ilişkin doğrudan gözlemle elde edilen bilgileri okura iletmektir. Kürtlerin kökenleri berraklaşmamış olmakla birlikte, damarlarında Kildani, Babil ve Süryani kanlarının aktığına inanılmaktadır. Eski çağlarda Kürtler yaşam alanları olarak dağları tercih etmişler ve kendilerine “savaşçı” anlamına gelen “Gurdu” deniyor olmasından, şimdi de olduğu gibi, iftihar etmişlerdir. Günümüzde, Oksident’te, Kürtler daha çok “Gutu” olarak tanınırlar ve sayıları iki milyon beş yüz bin kadardır ve Kürdistan’da kerpiç evlerinde yaşarlar. Aşırı derecede dağlık olan toprakları yukarı Fırat’ın Urumieh (İran) cenahında yükselir. Bu alan, altmış bin mil karedir. Ülkenin tümünde ne bir mil demiryolu, ne de kervanların izleri dışında, üzerinde seyahat edilebilecek patika vardır. İranlılar ve Türkler nezdinde, hiçbir halk, Kürtlerin olduğu kadar güvenilmez değildir. İnsanın dinine veya durumuna aldırmaz, bir Ermeni’yi ya da Rum’u soydukları gibi, bir Türk’ü veya İranlıyı soyabilirler. Osmanlı padişahının ve İran şahının müdahale edecek güçleri yoktur; bana göre, aynı nedenle, Kuzey İran’daki Rus yönetimi barışçıl köylülere büyük bir lütuf gibi gelmiştir. Düzeni sağlayabilen, Kürtlere korku salabilen tek hükümet, Rus hükümetidir. İki milyon beş yüz bin Kürt arasında, kendisini kanun-koyucu ve yönetici olarak vasıflandıran tek bir kimse yoktur; otoriteyi eline alan ve diğer bir Kürt’ü cezalandıran kimse de yoktur. Kürt’e göre yasa, kişisel bir meseledir. Her birey, kendisini kendi kralı ve prensi olarak görür. Nefs-kontrolü, tanıdıkları bir güç değildir. Kürt’ün anayasası, kendi kafasıdır; silâhı ve kılıcı /ise/ kendi yasasını ve adaletini uygulama araçları. Bu durum, ne istikrarlı bir yönetimin kurulmasını kolaylaştırır, ne de insan fıtratının daha üstün niteliklerinin gelişmesi için elverişli bir zemin sağlar.

Kürdistan’ı ziyaret edenler ara sıra birtakım garip hikâyeler anlatırlar, bunlardan birisi benim belleğimde genç bir Kürt’ün eğitimine örnek olarak kalmıştır. Kürtlerin arasında misyonerlik görevi yapan büyükbabam, kabile reisi bir Kürt’le yaptığı izleyen konuşmayı nakletti; “Anladığım kadarıyla, birkaç tane oğlun var?” “Evet,” diye cevapladı, kabile reisi. “Evliler mi?” “Zavallı Ali’den başka, hepsi evli, çünkü o başarılı bir hırsız ve soyguncu değil.” “Peki, bu hususta ne yapmayı düşünüyorsun?” “Yani, kendisine bir silâh ve kılıç taşımasını öğütledim.” diye yanıtladı, reis, “Yaptığı ne kadar kanlı ve kötü olursa olsun, adına ve ailesine şeref getireceğini kafasına iyice kazıdım.” Kürt babanın oğluna nasihati böyle bir şeydir. Öldür kelimesi Kürt dilinde en çok kullanılan sözcüktür. İki Kürt konuşuyor olsalar, lisanı hiç bilmeyen birisi bile çok geçmeden ‘ulderam’ ‘öldüreceğim’ kelimesi çıkarsayacaktır. Elinde bir sopa, kuşağında bir hançer veya omzunda bir tüfek olmayan bir Kürt genci görmek gerçekten çok şaşırtıcı olur.

Rousseau gibi filozoflara göre herhangi bir tanıma uymak, suç değilse ahmaklık olup, insan haysiyetini hiçe saymak demektir. Kürtlerin felsefesi de böyledir. Kişisel özgürlüklerini severler ve hiçbir koşul altında ve hangi yönetici olursa olsun, isteyerek boyun eğmezler. Modern reformlar ilgilerini çekmez. Medeniyetin ışığından hazzetmezler. Amerika’da her milletten ve her halktan haber alırız, ama Kürtlerden almayız. Medeniyet, Kürt karakterine asla nüfuz etmemiştir; ilkel özgürlüklerini yasaya ve adalete tercih etmişlerdir. Yerleşik evleri yoktur; yazın dağ başlarında keçi kılı çadırlarında, kışın toprak köylerinde yaşarlar. Yemekleri ekmek, ayran ve keçi peynirinden yapılan peynirden ibarettir. ‘Nuh’un gemisi Ağrı Dağı’na konduğundan’ bu yana pek az değişmişlerdir. James Bryce, ‘Transkafkasya ve Ağrı Dağı’nda, s. 256, Kürtlerin grafik bir resmini çizer: “Bu Kürtler, Asur, İran, Makedon İmparatorluklarının, Parth’ların Arsas, İran’ın Sasani hanedanlarının, Arap halifelerinin, Türk sultanlarının ve İran şahlarının arasından, dağların yamaçlarında, sürülerini pınarlardan otlatarak, keçi kılı çadırlarını yalnız kayaların yarıklarına kurarak, vahşice acıklı havalarını tekrarlayarak, ne hatırlanacak bir geçmiş, ne de planlanacak bir gelecekleri olmaksızın, bugün de yaptıkları gibi, dolanıp durdular. Kürtlerin belki de en tanımlayıcı özellikleri aile fertlerine büyük düşkünlükleridir. İzleyen olay, bunu örnekler: Kürdistan dağlarından bir reis, Urumieh yaylalarına iner ve Azerbaycan vatandaşlarının mallarını gasp etmeye koyulur. Milislere suçluları yakalama emri verilir. Reis derdest edilir. Şehre getirilir, ağarmış saçından dolayı reisin dışında tümü idama mahkûm edilirler. Aralarında yirmi yaşlarında, güçlü ve sağlıklı bir delikanlı vardır; yakışıklı bedeni hemen hemen her izleyicinin içine işler, ‘Onu asmayın! Onu asmayın!’ feryatları yükselir. Yaşından dolayı valinin affettiği ihtiyar reis anında öne çıkar, onlar idamlara başlamadan önce, vali ile görüşme talep eder. Zavallı yaşlı adam adamakıllı hırpalandıktan sonra, talebi kabul edilir. Sahici bir Oryantal tutumla, valiye şöyle hitap eder: ‘Ey evimin, ailemin gözünün yağı. Biz dağdan ailelerimize ve sürülerimize biraz yiyecek götürmek için geldik. Sizin yasalara saygılı yurttaşlarınıza zarar verdiğimizi kabul ediyoruz. Suçlular ölecek diye yemin ettin ve bu âdildir, ama yaşı nedeniyle af edilen ben, efendiden bir iyilik istemek için geldim. Ailemin en genci benimle beraber; ben istediğim için burada. Bu onun ilk suçu. Kendisi gençtir; hayatın tadını almamıştır, yeni nişanlanmıştır. Buraya onun yerine ölmek için geldim. Yorgun ihtiyarı bırak ölsün, inşallah, sürüleri otlatıp, koyunlara bakarak ailesine uzun yıllar yararlı olabilecek genci bırak. Bırak yaşasın, Kürdistan’ın çeşmelerinden ve gümüş pınarlarından akan suları içsin, ecdadının toprağını eksin.’

İhtiyar adamın sözleri valiyi çok duygulandırır. Reisin dileklerini kabul eder, yaşlı adam kaderine yürürken, delikanlı, vali kararını değiştirdiği, Reisin kendisininkinden daha değerli olan hayatını aldığı için vahşi çığlıklar atar, kederinden aklını yitirir. Bu, günümüzde her şeyden çok pederşahi bir yönetimin izlerini taşıyan bir sistemdir.”

(The Kurds: Their Character And Customs -ar191603; The American Review of Reviews, The Kurds: Their Character and Customs, from Armeniapedia.org)

Alev ALATLI

Yorumlar (1)

N.F.K

Kader beyaz kağıda sütle yazılmış ak yazı;

Elindeyse beyazdan; gel de sıyır beyazı .

Yazının başlığından da anlaşılacağı üzre , sultan ü-şuara - şiirlerin sultanı - hakkında bir kaç kelam etmek üzereyim sıkı durun. Okuyunca insanı hayretler içinde bırakan, duygulara tercumanlık yapmadan da hükmeden havaya sahip bu şiirlerin kalem erbabı merhum Necip Fazıl KISAKÜREK ten başkası değildir.  Merhumun hayat hikayesi ve detaylı biyografisi için burdan buyrun.

Yazıya kısa bir ara vermek mecburiyetindeyim . Bilahare devam etmek üzre,  esen kalın

Yorumlar

Java Nedir ?

Sadece interneti değil tüm bilgisayar dünyasını değişime uğratacak SUN firmasının geliştirdiği yeni platform bağımsız programlama dili.Hindistan’da bir ada.Ana ihracat ürünü kahve olan Pazifik’te bir ada bu yüzden USA’da kahve için kullanılan argo kelimedir.


1. Basit & Küçük

Java programlama dilinin öğrenilmesinin kolay olduğunu iddia eden Sun’daki geliştiricilere, yeni programlamaya başlayanların inanması biraz güç olacaktır.
Programlamayı bilen kişiler için (özelliklede C++) çok daha kolaydır. Çünkü Java C++ ‘a çok benzer.
C++ ‘da karmaşık olan bazı şeyler atılmış, basit olanlar eklenmiş
Küçük : Java çok küçük işlemcilerde bile çalışabilir. Temel ihtiyacı ( İşlemci, standart sınfılar ve “Thread”-desteği ) 215 KB dır. (Sun ‘ın iddiası )

2. Nesneye yönelimli & Dağınık

Nesneye yönelimli mi ? O da ne? Nesne yönelimli (Object Oriented) , insanların kavramada çok zorluk çektikleri bir kavram. Ama bu, iyi özelliklerinden dolayı, yazılım geliştirmede kabul görmesini engelleyemiyor.
Adından da anlaşıldığı gibi, nesneye yönelimli programlamada insan nesne geliştirmeye konsantre oluyor. Nesne, verilerden ( değişkenler ) ve bu verileri değiştirmeye yarayan fonksiyonlardan ( Method ) oluşuyor. Nesneye yönelimli programlamada, sonradan kullanılabilecek genel nesneler (Object) oluşturulması idealdir (Sınıflar). Profesyonel programlamada, devamlı büyüyen havuzda bulunan nesnelere ulaşılarak, bu nesneler tekrar kullanılabilir (Sınıf kütüphaneleri). Standart sınıf kütüphaneleri (Giriş/Çıkış, Grafik vb.) oluşturulmuştur. Bunlar programların içine katılırlar.
Uzaktaki bir sistemde bulunan nesnelere Java programları Internet üzerinden kolayca ulaşabilirler.Sun firmasının vizyonu : Programların tamamının lokal bilgisayarda bulunmaması, gerekli parçacıklarına ihtiyaç halinde internet üzerinden erişilmesi. Sun firmasının bu vizyonunun gerçek olup olmayacağını göreceğiz…

3. Yorumlayıcılı & Hızlı

Java programları direkt işlemci tarafından yorumlanmaz. Özel bir program tarafından yorumlanırlar (Yorumlayıcı = Interpreter ).
Bunun avantaj ve dezavantajları vardır : Programı geliştirirken bazı adımlardan kurtulursunuz. Örneğin bazı program parçacıklarına bağlantı kurmaktan (Link). Dezavantajı ise tüm desteklemelere rağmen, programın çalışmasının yavaş oluşu.
Sun firması bir ara katman oluşturdu. Java bir önyorumlayıcı tarafından byte koduna (bytecode) çevrilir. Çok büyük avantaj olan, bazı küçük değiştirmelerde derleyemeye gerek kalmaması, bununla yok oluyor.
Fakat bu “bytecode” makina diline çok yakındır. Bundan dolayıdır ki çok hızlı bir kod oluşturulmuş oluyor. Bu arada “Just-in-Time” Compiler lar “bytecode” u gerçek makina koduna çeviriyorlar. Böylece hız 10 kat (hatta daha fazla) artıyor.
Sun firmasının geliştireceği özel “Java işlemcileri” kapıda. Bunlar Java programları direkt çalıştıracaklar.

4. Sağlam & Güvenilir

Derleyici (Compiler) ve yorumlayıcı (Interpreter) kombinasyonun başka bir yönden avantajları var. Ön derleyici tip (ve buna benzer) hataları kontrol ederken, yorumlayıcı hataları yakalar ve gereğini yapar. En kötü ihtimalle, derlenmiş bir program çöker.
Yorumlayıcı, yabancı verilere ulaşılmasını engeller. C++ ‘taki bu özellik kaldırmış.
Gerçekten Java güvenli bir programlama dili ( Hiç bir şey %100 güvenli değildir. Günümüzde kredi kartı üçkağıtçılığı yapılmasına rağmen halen insanlar hal kredi kartlarını internet üzerinden kullanıyorlar. Niye Java %100 güvenilir olsun ki ….)

5. Platform bağımsız & Taşınabilir

Burada program geliştiricilerinin bir rüyası gerçekleşiyor:Herkes farklı işlemcilerde ve işletim sistemlerindeki problemi bilir. Birisinde çalışır diğerinde çalışmaz ve bu geliştiricilerin kabusudur ( Düşünün ki 10 tane video sistemi var ). Derleyici burada devreye girer ve programı “bytecode” çevirir. Bu kod tamamen platform bağımsızdır ve tüm işlemcilerde çalışır ( İnşallah )
Bir Java programı, hiçbir değişiklik yapılmadan, desteklenen tüm sistemlerde çalışır.
Ayrıca C++ ‘da bazı belirsizlik arz eden tanımlar temizlenmiş. Bu tanımlar değişik sistem ve derleyicilerde, değişik biçimlerde kabul ediliyorlardı. Örneğin C++ ‘da hiçbir zaman bir tamsayının (integer) kaç byte olduğu bilinemiyordu. Java’da bir tamsayı herzaman (Hangi sistemde olursa olsun ) 4 Byte dır.

6. Multithread & Dinamik

Modern bir programda bir çok işlem aynı zamanda olur. Bu özelliğe “multithread” deniyor (Buna uygun bir türkçe kelime bulamadım). Java bu tür programlar geliştirenlere, özel fonksiyonlar sunuyor ki, geliştiriciler programın asıl amacına konsantre olsunlar.
Bazı düzenlemelerden dolayı Java, C++ ‘dan daha dinamiktir. Sınıflar (Class) ve Nesneler (Object) arasındaki ilişkiler katı bir kural ile bağlı değildirler. İleriki safhalarda değiştirilmesi çok basittir. ( Bu da yorumlayıcı sayesindedir)

Yazının devamını oku »

Yorumlar (1)

Merhaba Dünya!

Her programlama diline başlarken yapılagelen ilk kelam yine de buraya neşredilsin diye istedim. Tekrardan Merhaba Dünya, nassın iyimisin demiyecem , zaten biliyorum halinin nice olduğunu..

Neyse vatana millete dunyaya, şecaate hayır olsun diyelim, başka bir yazıda görüşmek dileğiyle ,,selametle efenim..

Yorumlar (1)